26 Ekim 2011 Çarşamba

Handan hamamdan geçtik,
Gün ışığındaki hissemize razıydık,
Saadetinden geçtik,
Ümidine razıydık,
Hiç birini bulamadık,
Kendimize hüzünler icad ettik,
Avunamadık.
Yoksa biz...
Bu dünyadan değil miydik?

PÜF NOKTALARI

KARINCA İÇİN TEREBENTİN

Balık Kokusu:Balık kızarttıktan sonra mutfağa sinen kokuyu gidermek için bir kapta 1 çay bardağı su ve 2 çorba kaşığı sirkeyi kaynatınız.

*Taze ceviz lekesini elden çıkarmak için, eller önce bir iki dakika kadar sirkeye batırılmış bir pamukla ovulur.Sonra da soğuk suyla ovulur ve yıkanır.

*Limon Kabukları:Suyunu sıktığınız limon kabuklarını atmayınız.Çelik eşyaların, bıçakların parlatılmasında kullanabilirsiniz.

*Çay ve kahve lekelerini karbonatla silerek çıkarabilirsiniz.

*Domates Kabukları:Domates kabuklarını kolay soymak için, kaynar suya daldırıp, bıçağın tersini domatesib yüzünde ağır ağır gezdirin.


*Bira lekesini çıkarmak için sabunlu suya biraz amonyak karıştırın ve lekenin üzerine sürün.

*Soğan Soyarken:Soğan soyarken gözlerinizin yaşarmaması için, soğanı, içi su dolu bir tasın içinde soyun.

*Zeytinyağı lekesini çıkarmak içinbir lokma ekmek içi yuvarlanıp lekenin üzerinde gezdirilmelidir.

*Mayonez Hazırlama:Mayonez hazırlarken eğer sos kesilirse, bir yumurta sarısını 2-3 damla sirke ile çırpın ve yeterli miktarda zeytinyağı ile koyulaştırın.Bu karışımı kesilen sosa çırparak yedirin.

*Eğer örtünüze meyve suyu döküldüyse hemen tuz serpin, ilk yıkamada çıkacaktır.

*Kuru Bakliyat:Kuru bakliyatları pişirmeden bir gece önce ılık suya koyun ve haşlarken içine biraz karbonat ilave edin.

*Yumurta lekesini çıkarmak için, lekeli kumaşı önce soğuk suda bekletmeli, sonra ılık sabunlu suda yıkamalısınız.

*Soslar:Tuz bazen sütü keser.Bu nedenle beşamel sosa ve diğer sütlü soslara, kıvamı bulduktan sonra tuz koyunuz.

*Teflon tavanızda oluşan lekeleri temizlemek için bir bardak suya iki çorba kaşığı karbonat ve yarım su bardağı sirke karıştırın.Bunu tavanızın içine dökün ve 10 dakika kaynatın.

*Kahve Nemliyse:Türk kahvesinin nem aldığını fark ederseniz, kahve dolu avanozun içine 1-2 adet kesme şeker koyun.

*Masanızın üzerine damlayan mumları çıkarmak için, nalburdan alacağınız boya incelticiyi lekenin üzerine dökün, 5 dakika bekleyin.Sonra nemli bir bezle silin.

*Mutfaktaki Haşerelerle Savaş:Mutfakta özellikle dolaplarda dolaşan hamamböceği, karınca gibi haşeratı yok etmek ve bir daha gelmemelerini sağlamak için, bu haşeratın dolaştığı yerlere terebentin sürmek kesin yoldur.

*Mutfak eşyalarının üzerindekietiket izlerini yok etmek için, üzerlerine mobilya cilası serpip yumuşak bir bezle silin.

 *Kavanoz Kapakları:Ne kadar zordur sıkışmış kapakları açmak!Oysa kapağı biraz ocak ateşine tutarsanız, kolayca açılır.Yahut kaynar su dolu bir kaba, kavanozu ters çevirip kapağını sokarak da aynı sonucu alırsınız.Bir de kavanozun altından kuvvetlice elimizle vurarak da sıkışan kapaktan kurtulabiliriz.

*Ekmek:Ekmekleri düzgün kesmek için bazen zorlanırız, özellikle taze ekmek hemen hamur olur.Oysa bıçağımızın ucunu biraz ateşe tutarsak daha kolay kesilir.

*Yağlı Şişeler Nasıl Temizlenir:Önce deterjanla yıkayın.Sonra durulanan şişenin içine sodalı su koyarak sallamaya başlayın.Beş dakika kadar sallanan şişeyi çalkalayıp, bu sefer içine kahve telvesi ilave edin.Bir süre de böyle salladığınız şişe, kısa bir süre sonra tamamen yağlardan arınmış hale gelecektir.

*Mutfakta Tıkalı Lavaboların Açılması:Lastik pompalarla dakikalarca açmak için uğraşmayın.Kaynar sodalı su tıkalı delikten içeri dökülürse, tıkalı yer hemen açılır.

*Soğan Kokusu Ellerden Nasıl Çıkar:Evvelden haşladığınız patatesi mutfakta işiniz bitince elinize sürerek ovuşturun.Bu işleme beş dakika kadar devam edin.Ellerinizdeki kokular gidecektir.

*Tuzluklar Tıkanırsa:Tuzluklarınıza biraz pirinç tanesi koyun.

*Yemeğin Tuzu Fazlaysa:Tencereye birkaç parça çiğ patates atın.Fazla tuzu çekecektir.

*Patates Pişirmenin Püfü:Pişirme suyuna bir kaşık sirke koyun.Hem rengi sapsarı kalır, hem de daha lezzetli olur.
*Bakır Kapların Parlatılması:Bir bezi sirke ile hafifçe ıslatıp bakırı ovun.Kaplarınız pırıl pırıl olur.
Hepimizin başına gelir evde olmadık kazalar!Tabii bu kazalar sonucunda da istenmeyen lekeler oluşur ve bu lekelere karşı ne yapacağımızı bilemeyiz.İşte uzmanların lekelere karşı önerileri...

*Halıda yağ lekesi:Fazlasını çekmesi için üzerine kurutma kağıdı bastırın, lekenin kalanına, leke çözücü döktüğünüz beyaz bir bez parçasıyla tampon yapın.Yağı tamamen çıkarmak için bu işlemi tekrarlayın.


*Yer döşemesinde şarap lekesi:Hemen müdahale etmek gerekir çünkü taneler hava ve ısı ile oksitlenir.Fazlasını çekmesi için üzerine kurutma kağıdı bastırın, şampuan ve beyaz sirke döktüğünüz hafif nemli süngeri kumşın üzerine uygulayın.Temiz su ile durulayın, emici bir kağıt ile tampon yapın.

*Kumaş döşemeler:En sık kirlenen yerleri, arkalık ve kolluklarıdır.Nokta şeklindeki lekelerde de etkili olabilecek temizleyiciler tercih etmelisiniz.

*Deri koltuklar:Düzenli olarak bakımlarını yapmak ve yeni görünmelerini sağlamak için temizleyici ve besleyici bir krem kullanmanız yeterli.Aşırı kirlenmiş koltukları temizlemek için ise, kurutmadan yağları çözen, yumuşak bir sabun kullanmalısınız.Lekeleri (yağ, kahve, mürekkep, alkol) derinin rengini açmadan ve dalga dalga bir iz bırakmadan temzilemek için ise, deri temizliği için özel olarak üretilmiş ürünleri kullanın.

*Vernikli mobilyalar:Eğer yüzey matsa, vernikli bir temizleyiciyle silindiğinde, küçük lekeler çıkmış ve ufak çizikler verniğe zarar vermeden düzeltilmiş olur.Bunu bir parça pamukla ahşabın lifleri yönünde uygulamak gerekir.Su, alkol, bardak altı gibi lekeleri çıkarmak için ise, temizleyiciyi bir parça pamukla veya daha inatçı lekeleri yün ile uygulamalısınız.Bu durumda vernik matlaşacaktır, yapmanız gereken sadece bir kat yenileyici yağ sürerek parlaklığı geri kazandırmak olacaktır.

*Cilalı mobilyalar:Eğer yüzey matsa, vernikli bir temizleyiciyle silinirse en üstteki cila tabakası kaldırılmış olur ve iki kat cila zarar görmez.Bir çok ahşap tonunda bu ürünü bulabilirsiniz ve pamukla uygulayabilirsiniz.Eğer ahşap çok kirliyse, özel bir antik cila soyucusunu fırçayla uygulayarak birkaç dakika beklemeye bırakın.Daha sonra yün ile silin.Bu işlem cila tabakasını soyarak temel cila katını yenileyecektir.

Basit Tarifler

*Kanepedeki yağ lekeleri:Kumaşın üzerine biraz pudra serpin, on dakika bekletin ve fırçalayın.

*Tükenmez kalem lekesi:Fazlasını çekmesi için üzerine kurutma kağıdı bastırın ve ispirtoya batırılmış pamuklu bir çubukla lekeyi temizleyiz.
 

LİMONUN FAİDELERİ
Limon, zengin C vitamini içeriğiyle iskorbüt hastalığını önler ve iyileştirir: Bu etkisinden yararlanmak için diyete bolca limon suyu katılır.

o Gene yüksek C vitamini oranı sayesinde birdenbire yükselen tansiyonun düşürülmesine yardıma olur: Bunun için yarım limon meyvesi bir bardak suyun içine
sıkılır ve bu su içilir.

o Limon, içerdiği antioksidan maddelerle bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltır.
o İdrar söktürücüdür. İdrar yollarını temizler. Bu etkisinden yararlanmak için her şekliyle
bolca limon suyu alınması yeterli olur.Leia mais...

Harika bir C vitamini deposu olan Limon, tâbiri uygunsa Vücudumuzun doktoru gibidir. İşte birçok derdin şifası limonun bazı faydaları


Damar tıkanıklıklarını açar, gıda zehirlenmelerini önler, karaciğer için çok faydalıdır, böbrek tıkanıklıklarını giderir, bademcik iltihaplarını geçirir, felç hastalarına tavsiye edilir, bağırsak ve idrar yollarını temizler, sivilceleri giderir, cilde güzellik katar, zehirli hayvan sokmalarına karşı panzehirdir, kalbi ferahlatır, temreyi geçirir, idrar söktürür, hazmı kolaylaştırır, tansiyonu düşürür, damar sertliğini giderir, mide bulantısını giderir, grip ve nezleye şifa verir, diş etlerini kuvvetlendirir, baş dönmesini durdur, ağız kokusunu önler, kusmaları keser, yüzdeki çillere faydalıdır, parlatıcı ve temizleyicidir, şişkinliği giderir, mürekkep lekesini çıkarır, kabuğu güvelenmeye engel olur, kabuğu yakılınca odayı temizler, susuzluğu teskin eder, basur hastalığına iyi gelir, safrayı söktürür, balgam yaptırmaz.

kalp çarpıntısını teskin eder                                  -susuzluğu teskin eder,
  -hazmı kolaylaştırır                                               -balgam yaptırmaz,                                         
-karaciğerdeki harareti söndürür,                       - mideyi kuvvetlendirir,
-safrayı söktürür,                                               -kabuğu güvelenmeye engel olur,
-basur hastalığına iyi gelir,                        -mürekkep lekesini çıkarır,
-iştahı arttırır, ağrı ve sızıyı dağıtır,
-mide bulantısını önler,
-cilde sürülünce güzelleştirir,
-kusmaları keser,
-yüzdeki çillere faydalıdır,

DEREOTU:Mide zayifligina ve uykusuzluga karsi kullanilir.

DOMATES:C vitamini, lif ve fotokimyasallar bakimindan oldukça zengindir.Likopin diye isimlendirilen bir antioksidan sadece domateste var. Yaslilarda psikolojik ve fizyolojik saglik için çok büyük önem tasir. Cilde tazelik verir, hazmi kolaylastirir. Asitli bir sebze olmasi nedeni ile pisme sirasinda C vitaminini korumasina yardim eder.

HAVUÇ:Mineral tuzlar, sekerler, fosfor, kalsiyum, sodyum, potasyum, magnezyum, demir ve basta A olmak üzere B, C veE vitaminleri, karaton ve karotin esansi içerdigi için, tek basina bedenimizin günlük gereksinimlerini karsilar. Görme bozukluklari, bas dönmesi, düsük tansiyon, bitkinlik gibi rahatsizliklari iyilestirir.Bronslari açar, kuru öksürügü keser ve bagirsaklari yumusatir. Haftada beşkere yendiği takdirde Harvard'ın araştırmalarına göre kadınlarda kalp enfarktüsünü, felç tehlikesini yüzde 68 oranında azaltıyor. Günde ikihavucun erkeklerde kandaki kolesterolü yüzde 10 oranında azalttığıgörülmüştür. Her gün yenen bir havuç da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indiriyor. Havuçtaki Beta-Karotin de gözleri yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruyor ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. Mide vebağırsak kanamalarını önler, kansızlığı giderir, anne sütünü arttırır, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir, ülserdeki şikayetleri giderir Kansere karşı etkili olduğu gibi cildin kurumasını da engelliyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

LIMON:Turunçgiller ailesinin en önemli üyelerinden birisidir. Iyi bir mineral deposu olan limonda A, B1, B2, B3 ve özellikle C vitamini bulunuyor.Limon, damar sertligi ve enfeksiyonlarina karsi yararlidir. kan dolasimini da düzenler. Sabahlari aç karina yarim bardak suyla karistirilarak içilenlimon suyu,asiri asitlerin tahris ettigi mide mukozasini yatistirir. Grip ve soguk alginliginda bir limonun suyu bir tatli kasigi ve bir su bardagi ilik su ile karistirilarak içildiginde rahatlatici etki yapar. Tuzlu su ile karistirilip içilirse karacigeri,sindirimi ve kalp atislarini olumlu etkiler.

ROKA:Yapraklari kani temizler ve kan dolasimini düzenler. Vitamin ve mineral bakimindan çok zengin oldugundan vücudun direncini arttirir.Yapraklari ve tohumu öksürügü keser, istah açar.

SALATALIK:Salatalığı zaten birçok kadın cilt bakımı için kullanıyor.Hassas ciltlerde meydana gelen kaşıntıyı, pullanmayı ve gerginliği ortadan kaldırıyor. Cilde yoğun bir şekilde nem vererek, günlük nem ihtiyacını karşılıyor. Salatalığın kendisi ya da suyu cildimizi bir tonik kadar temizler,kabızlığı önler, böbrek ve kalp hastalıklarında vücutta biriken suyun atılmasına yardımcıdır. Kalp hastalıkları ve enfeksiyonlara karşı etkili. Kükürt içeriyor ve bu madde vücudun enfeksiyonlara karşı dayanıklılığını artırdığı gibi, kolestrolü de düşürüyor.
SOGAN:Antiseptik, toksin atici, idrar söktürücü, kan dolasimini düzenleyici, nefes açici, kolesterol, seker ve tansiyon düsürücü özelliklere sahiptir. Sogan, mide siskinliklerini rahatlatir ve kabizligi önler

ZEYTINYAGI:Basta E olmak üzere A,D,K vitaminleri içerir. Zeytinyaginin bagirsak, idrar yollari, safra kesesi rahatsizliklarinda ve gastritin giderilmesinde etkisi vardır. Çocuklarin beyin gelisimini ve kemiklerinin güçlenmesini hızlandırır. Bu vitaminler sayesinde hücrelerin yenilenmesinde doku ve organlarin yaslanmasini geciktirmede etkilidir. Cildi besler,saçlarikorur.

**Limon kabuklarının özellikle cilt kanserine karşı bir kalkan oluşturur.
**Limon kabuklarını yemeklerinizde kullandığınızda cildiniz güzelleşir.
**Limon kabuğunun sinirleri yatıştırma özelliği vardır.
LİMON KABUĞU TÜMÖR GELİŞİMİNİ ENGELLİYOR
Limonun tadı güzeldir, serinletici etkisi vardır, C vitamini deposudur. Salatanıza katabilir, limonata içebilir veya yiyebilirsiniz. Limon kabuklarını kullanmak ise size bambaşka faydalar sağlayabilir. Yapılan bir araştırma ile limon kabuklarında bulunan dlimonene adlı maddenin çok güçlü bir cilt dostu olduğu belirlendi. Limon kabuğu D-limonene, narenciye yağında bulunan ve tümör gelişimini engelleyerek cilt kanseri riskini önemli ölçüde düşüren bir bileşkendir.
LİMON KABUĞU D-LİMONENE ETKİSİ
11.00-16.00 saatleri arasında güneş ışınlarından kaçınmanız gerektiğini biliyorsunuzdur. Limon ve diğer turunçgillerden maksimum faydayı sağlamak için basit bir yöntem var: Ya gölgede tüketmeye çalışın ya da yerken hızlı davranın. Güneş ışınları etkisiyle elinizde tuttuğunuz parça limonun içindeki C vitamini 30 saniye gibi kısa bir sürede okside olur.
LİMON KABUĞU İLE RİSKİ DÜŞÜREBİLİRSİNİZ
Sadece Amerika’da yılda 200.000 den fazla insan cilt kanserine yakalanıyor. Bu sorun son yıllarda ülkemizde de çok artış göstermeye başladı. Cilt kanseri güneşin parladığı her yerde kendini gösterebilir. Yüzünüzde, kulaklarınızda, ellerinizde ve dudaklarınızda oluşabilir. Limon kabuğu D-Limonene sayesinde bu riski çok düşürmek elinizde.
LİMON KABUKLARINI YEMEKLERE KATIN
Limon kabuklarına geri dönüyoruz. Kabukları çayınıza katarak hem lezzet hem de güçlü bir cilt bakımına kavuşabilirsiniz. Makarna sosuna limon kabuğu rendesi eklemek iyi bir alternatif. Rendelediğiniz limon kabukları salatanıza, yaptığınız keklere ve kurabiyelere de katabilirsiniz.
LİMON KABUĞU KALBİ RAHATLATIYOR
Limon kabuğu aynı zamanda sinir sisteminize olumlu etki yapar, bakterileri öldürür ve kalbi rahatlatır.  Limon  kabuğu ile ilgili yapılan bir çalışmada, kadınların yumurtalık kanseri riskini de düşürdüğü ortaya konan limon kabuklarının bu özelliği de içeriğinde bulunan polifenollerden kaynaklanmaktadır.
LİMON KABUĞU KARACİĞERE YARARLI
Son olarak cildimize yaptığı maksimum faydaları dışında limon kabukları, özellikle alkol alanlar için olmazsa olmazlardandır. Karaciğer ve safra kesesine yararlıdır, mide asiditesini giderir ve balgam söktürücü etkisi vardır. Yenilebilir cilt bakımına limon kabukları ile başlayın!

MEVLANA OĞLUNA DER Kİ!


"Bahaeddin!
Eğer daima cennette olmak istersen,
herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma!
Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma!
Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma!
Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen,
Fena söyleyici!
Fena öğretici!
Fena düşünceli olma!
Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun..
İşte o sevinç Cennetin ta kendisidir.
Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan, daima üzüntü içinde olursun.
İşte bu gam da cehennemin ta kendisidir.
Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi çiçeklenir,
gül ve fesleğenlerle dolar.
Düşmanları andığın vakit, için dikenler ve yılanlarla dolar,
canin sıkılır, içine pejmürdelik gelir..
Bütün peygamberler ve veliler, böyle yaptılar,
içlerindeki karakteri dışarı vurdular.
Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu,
hepsi gönül hoşluğu ile onların ümmeti ve müridi oldular."

Düşmanını sevmek, düşmanının da seni sevmesini istersen,
kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle, o düşman senin dostun olur;
Çünkü gönülden dile yol olduğu gibi, dilden de gönüle yol vardır.

STRES

  
Vücudunuza dar gelen kıyafet giymeyin.

İlaçla yaşamaktan kaçının.

Randevularınızı önceden ayarlayın.

Hafızanıza güvenmeyin; mutlaka yazın.

Her kilidin yedek anahtarını yaptırın ve belli yerlerde bulundurun.

Daha sık 'hayır' deyin.

Yapacaklarınızı öncelik sırasına sokun. 

Akşam yemeklerini basitleştirin.

Kötümser insanlardan uzak durun.

Önemli evrakın birden fazla fotokopisini çektirin.

Evde çalışmayan ne varsa tamir ettirin.

Yapmaktan hoşlanmadığınız işler için yardım isteyin. 

Bir defada yapılması zor büyük işleri, küçük parçalara ayırın.

Etrafı toplayın, dağınıklıktan kurtulun.

Bebekleri gıdıklayın.

Dost bir kediyi veya köpeği okşayın.

Kendinizi, bütün soruların cevabını bilmekle yükümlü hissetmeyin.

Bazı şeyleri de bilmeyin.

Karşılaştığınız insanlara, onların hoşuna gidecek bir şey söyleyin.

kendinize, nerede eski günler, her şey daha güzeldi demekten vazgeçin.

Kendinize güvenin.

Sizi mutlu edecek bir şey yapmayı yarına bırakmayın.

Hava açıksa, gece yıldızları seyredin. 

Yardım istemekten çekinmeyin; alamazsanız üzülmeyin.

Görünüşünüze özen gösterin.

Her şeyi kararında yapın;aşırıya kaçmayın.

Daima daha iyisini yapmaya çalışın, ama mükemmeliyetçi olmayın.

Kuaföre gidin.

Kendi kendinize yetmeyi öğrenin.

Dünyanın en yetenekli insanı olmadığınızı kabul edin; gerekiyorsa elimden 

Ancak bu kadar geliyor deyin.

Kırlarda dolaşın.

Maça gidip bağırın.

Arabanıza güzel koku yayan bir alet koyun.

Evde kendi kendinize yemek pişirin, güzel bir sofra kurun, sonra da afiyetle yiyin.

Başkalarını adam etmekten vazgeçin.

Severken karşılık beklemeyin.

Bir ağaç, olmazsa bir çiçek dikin.

Káğıttan bir uçak yapıp uçurun.

Bir derneğe veya kulübe girin, arkadaş edinin, toplantılara katılın.

Mutlaka yeterince uyuyun.

Az konuşun, çok dinleyin.

Bir güne yapılacak çok şey tıkıştırmayın.

Acelesiz yaşayın; daha önünüzde yaşanacak çok güzel günler var.

Tedbiri elden bırakmayın

15 Ekim 2011 Cumartesi

SEVDALIM HAYAT

Bir gün
Çok bunalırsan
Denizin dibinde, yosunlara takılmış gibi soluksuz
Sakın unutma
gökyüzü
ne bakmayıGökyüzü senindirGökyüzü herkesindir

                                                                                                                              Z.LİVANELİ

GÜNAYDINNN :))

"GÜNAYDIN. Belki çoktan UYANDIN.
Bitti mi KAHVALTIN.
Hadi güzel başla GÜNE.
Anı yaşa takılma DÜNE.
Geçmişi unut bak GELECEĞE.
Birgün yaşayıp, mutlu uçan KELEBEĞE.
Hayatla tanışmadan gülen BEBEĞE.
Bilmeden yaşıyoruz ne olacak SENEYE.
Doktor mutluluk yazdı REÇETEYE.
Gittik bulamadık ECZANEYE.
Sizce bu ilaç NEREDE. ,
Bence tam İÇİNİZDE.
Ortaya çıkabilir İSTEYİNCE.
Hayatı yaşa İNCE İNCE.
Küçük şeylerden mutlu olmayı BİLİNCE.
Sorun çözülür bunu ÖĞRENİNCE
(alıntı)


 

AYŞE ZEYNEP

Deniz kenarında beyaz renkte, ahşap bir ev, her şeyi sana ait.
Sadece huzur buluyorsun.
Bilgisayar, internet, televizyon, cep telefonu, hatta normal telefon bile olmayacak.
Balık tutabilirsin mesela, ya da kitap okuyabilirsin…
Arada yağmur yağacak, ıslanacaksın saatlerce…
Hasta olmanın ya da kirlenmenin endişesini duymadan…
Gündüzleri yüzebilirsin, geceleri iskelede oturup ayaklarını sallandırabilirsin.
 Şarkı da söyleyebilirsin bazen…
Ama yeni bir şeyler olacak, bildiğin her şeyi unutacaksın.
En iyi dostun ağaçtaki kuş, en kötü düşmanın denizdeki taş olacak.
Sahilde deniz kabuğu toplayacaksın sabahları, sonra onları rengarenk boyayıp gün ışığında kurutacaksın.
Güneşin doğuşuyla uyanacak, temiz havadan halsiz düşmüş bedenine doğanın kokusunu çekeceksin.
Bir ateş yakacaksın geceleri, geçmişe dair tüm sahtekarlıkları o ateşe atacaksın.
Günden güne iyileşecek ruhun…
Öyle bir an gelecek ki ateş yakma ihtiyacı hissetmeyeceksin.
Ne derdin olacak, ne de anlatman gereken insanlar…
En başta güvenemeyeceksin doğaya…
İçinin kırıklığı seni yalnızlığa, yabancılığa itecek.
Sonra kendin olacaksın, hiç olmadığı kadar güveneceksin yarınına…
Bir zamanlar “canımı sıkacaksan hiç konuşma” diyemezken, kestirip atacaksın gökyüzüyle ilişkini…
Fırtına çıktığında ürkmeyeceksin, sen de bağıracaksın rüzgara doğru…
 Her şey yoluna girdiğinde de, arkana bakmadan gideceksin bir başka sahil kasabasına
                                                                                                                              Ayşe Zeynep...

YORULDUM


koşuşturmaktan, anlamamak için direnen insanlara inatla bir şeyler anlatmaya çalışmaktan, anlaşılmak için savaş vermekten, hedef seçilmekten, 'bunda da vardır bir hayır' demekten, başkalarının istekleri için kendi isteklerimden vazgeçmekten, gördüğümü görmemezlikten gelmekten, huzursuzluk çıkmasın diye susmaktan, kendimi teselli etmekten, sahtelikten, çıkar çatışmalarından yoruldum


"öyle yoruldum ki yoruldum dunyayi tanimaktan
saclarim cok yoruldu genclik uykularimda"



Ama.......
öğrendim

çocuk olmak dünyanın en güzel şeyi, burnunun direği sızlarken de gülebiliyor insan, beklemediğin bir anda kilometrelerce uzağında olan dostun sesini duymak her şeyi unutturabiliyor insana, söz ağızdan çıkmadan önce üç kere değil beş kere düşünmeli insan, bazı şeylerin geri dönüşü olmuyor gerçekten, tik tak tik tak zaman bize inat ilerliyor, tek bir hamle ile oyun bambaşka bir yerde bitiveriyor ...


"her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim
(alıntıdır)
Duasız üşürmüş yürekler bil...
sana bir dua eden olsun.
sende birine dua edebil,
bilemezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan, sana ummadık kapılar açan...
bilemezsin kimin için ettiğin duadır seni böyle ayakta tutan

BUD AGEÇER YA HU!

DÜNYAYA GELDİĞİM ANDAN İTİBAREN BANA ÖĞRETİLENLER İLE YAŞANANLAR ARASINDAKİ GERÇEKLİK FARKININ YARATTIĞI DUYGUSAL BOŞLUĞU KAPATAMAYAN YÜREĞİM.
 BUNLARIN GÜNAHKARI BEN İMİŞİM GİBİ HESABINI HEP BENDEN SORMAYA KALKIŞTI.. GÜN OLDU;KAH KENDİ ÇEKTİ, GÜN OLDU; KAH BANA ÇEKTİRDİ.
YANİ; HEP KAVGALI OLDUM YÜREĞİMLE,.
ÇOĞU ZAMAN TATLI VE MASUM TARTIŞMALAR, ATIŞMALAR OLSA DA KİMİ ZAMAN KIYASIYA BİR KAVGAYDI BİZİMKİSİ..
YILLARCA HİÇ DÜŞÜNMEDEN, ACIMASIZCA YIPRATTIK BİRBİRİMİZİ..
                                                                                                                               H. SOYKÖK

PUSLU KITALAR ATLASI

bir duruşu olmalı insanın !
sokak lambaları gibi dimdik !
 ışık vermeli dibine ve etrafına.
yine de ödün vermemeli mum misali kendinden..
'gurur' sözcüğünü 'onur' ile değiştirmeli lügatından
 eğer kuralları hiçe sayıp kuralsız yaşamaksa idol,
bir onurunu birde şapkasını yanından ayırmamalı insan.
koltuğunun altına onurunu, başına şapkasını alıp 'eyvallah'diyebilmeli. kendisi olmalı insan..kendini bilen.!!!.

HERŞEY SENDE GİZLİ



Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

 CAN YÜCEL

ALA !

Acıya Sevinci Katmıyorsan..Gerçeği Hayalle Yumuşatmıyorsan..İçinde Bir Çocuk Yaşatmıyorsan
Fazla Büyümüşsün YAZIK...


14 Ekim 2011 Cuma

SELAM OLSUN CUM'A YA

Belki kalbindir acıyan ....
Belki bedenin
Belki de ruhundur kıvranan
Belki de bin türlü muamma
Her ne durumda olursan ol diline yakışır bu dua
La ilahe illa ente subhaneke innii küntü minezzalimiyn...
Ya Rabbi razı olmadağın tüm durumlar için bizi AFFET ne olur AFFET
HUZURLU VE BOL RAHMETLİ CUM'ALAR

13 Ekim 2011 Perşembe

TEHE SATURDAY EVENİNG POST

"Ilık bir kış günü idi, dünya uyukluyordu,
her taraf sessizlik içindeydi.
Ne hızla giden bir otomobil gürültüsü, ne şu, ne bu.  
Duyabileceğiniz, bu susan dünyanın ılık, serin, memnun ve melankolik sükunetinden ibaretti.
Dünya! Ah Allah ım, canlı olmak, ne iyi şey.
Ne büyük saadet şu dünyada küçük bir eve sahip olmak.
Öyle bir ev ki, uzun yaz akşamları için önünde geniş bir balkonu olsun, odalarında masalar, sandalyeler, yataklar.
Bir piyano, bir soba.
Duvarlarında "The Saturday Evening Post" gazetesinden kesilmiş resimler. Dünyada bir yer işgal etmek acayip ve harikulade bir şey.
Canlı olmak. Zaman ve mekan içinde hareket edebilmek.
Sabah, öğle, akşam; teneffüs etmek, ıslık çalmak, gülmel, konuşmak, uyumak, büyümek, görmek, duymak ve dokunmak. Güneşin altında dünya ülkelerini dolaşmak. Bir yerde bulunmak, bir yer işgal etmek.
Ah Dünya!"

(alıntı)

6 Ekim 2011 Perşembe

RUMİ

İstedik'te vermedi deme..! istemeyi bilmedin bari yalan söyleme...

(HZ MEVLANA)


Ne kadar bilirsen bil.Anlatabildiklerin karşindakinin anlayabildigi kadardır''
(Mevlana c.rumi)

CAN....CAN......CAN....


 Kapalı Bir Sandığın İçinde Günışığına Çıkmayı Bekleyen, Kıymeti Bilinmemiş Bir Define Değilim Ben.. Hakkımda Soracağın Her Sorunun Cevabı Üç Aşağı Beş Yukarı Sende Saklı Zaten. Beni Keşfetmeye Çalışmanı da Keşfettiğini Sanmanı da İstemem. Tanımak Zorunda Değiliz Birbirimizi, Daha Bir Arpa Boyu Bile Tanıyamamışken Kendimizi

AH BİNEL AŞK

SEN BENİM İÇTEN İÇE KANAYAN EN DERİN YARAMSIN,NE KADAR ÖZLEDİĞİMİ BİR BİLSEN YOKLUĞUNDAN UTANIRSIN...
(AH BİNEL AŞK KİTABINDAN)

ben susayım,sadece mevlana söylesin ölesiye.....

İnsanı yönlendiren, acıdır.Bir işte acı,arzu ve aşk özlemi olmadığı sürece,insan ona yönelmeyecektir.
Sırf acı çektiğinde görüyor olmandan dolayı acı sana sunulmaktadır ki pişesin ve Allah'ı hatırlayasın.
(Mevlana)

EY ŞEMS..............


Yüreğimdeki Şems'in hasreti gözlerimden akıyor bu gece,
Mevlanaca haykırıyor her zerrem...
Ey Şems! Sen giderken benide aldın beraberinde...
Sen giderken bende senle gittim.. Şimdi yitik bir kentim...
Özlüyor ruhum seni ey yar! Özlemlerinde can cekisiyor içimde..
... ... Bir selamin, candan bir kelamın hayat olur, can bulur parçalanmış yanlarıma... Duymaz mısın şu garip aşığınin arşi delen feryatlarını?
Sağır mı oldu kulakların aşkıma?
Gözlerine/Gönlüne inen perdeyi kaldır!
Gör artık! sana vurgun bu divane gönlümün can çekişini....

GÖNÜL SUS PUS OLMUŞ

Ey Gönül !
Şimdi sorarım sana, hangi Aşk daha büyüktür..?
Anlatılarak dile düşen mi?
Anlatılmayıp yürek deşen mi?
'Şems-i Tebrizi'

SEVDA

Sevdiğinin Nazını Değil, Kahrını Çekmektir SEVDA.
Onunla Bir Ömür Değil, Onun İçin Bir Ömürdür SEVDA.
Eline El Değmesini Değil, Gölgesıne Gölge Değmesini Kıskanmaktır SEVDA.
Yürürken Dikenli Yollardan Darağacına, Son Dileğinde Onu Görebimeyi İstemektir SEVDA. ...
Yani Demem O Ki..! Herkesin Harcı değildir SEVDA...                                                            
                                                                                                                                                 (alıntı)

TÖVBE

Nerede su olursa, orada yeşillik olur. Gözyaşı Hakk'ın rahmetine vesiledir. Nemli gözle bostan kuyusu dolabı gibi inle ki, can meydanın yeşersin, orada bahar olsun. Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayiverir.." (Hazreti Mevlâna Celaleddin Rûmî)

ÜZÜLME

Üzülebiliyorsan bir kalbin var demektir. Kalpsizler üzül(e)mezler ki. Ne mutlu sana ki, üzülebiliyorsun. Dokunan var demek ki kalbine. Ya dokunulmasaydı kalbine. Ya hüznün gönül toprağını karmasına izin verilmeseydi. Demek ki gözden çıkarılmadın. Demek ki sen hâlâ bir umut tarlasısın.
(alıntı)

AR-AF


Bir yavan hâldeyim, ne saklım saklı, ne bilinir gizim.. Bir boşluk ki dolmuyor içim, ne nâkışım nâkış, ne tamamdır bitiğim..Bir ürkek hâldeyim, ne sedâm duyulur, ne az olur sesim.. Araftayım, susuz; ne serabım serab, ne ab-ı içtiğim.. Bir bilinmez hâldeyim; ne bildiğim yalan, ne gerçek bildiğim. Bir yarım aklın kuyusunda ,öbür yarım aşk ın kuytusunda. cennet ve Cehennem arasında ucu sırattan geçen... bir uçurum kenarında Ârâfta.! Ârâfnda arasında "ar" ve "af" yarasında.

alıntıdır

5 Ekim 2011 Çarşamba

İSTANBUL

O öyle bir istanbul ki,
içinde sen varsan güzel


(alıntıdır)

TATLI MATLI PEK TATLI PRENSES



ARADA SIRADA...

şu aralar dilime dolandı bu parça tekrar tekrar bıkmadan dinliyorum
Yıllara meydan meydan üstüne okuyan Sn.Ajda pekkan -arada sırada- dinlemeyenler tavsiye ederim çok çok...
sevgiyle kalın,mutlu kalın,çok mutlu kalın hep mutlu kalın ve
kulağınıza hep tatlı tatlı müzikler dokunsun....................   :))))))))))))))))))))))

3 Ekim 2011 Pazartesi

AH LOS ANGELES AH

OTANTİK ÜRGÜP










EY AŞK

·         Aklin kimyasi ile Askin kimyasi baskadir. Akil temkinlidir. Korka korka atar adimlarini. " Aman sakin kendini" diye tembihler.
Halbuki Ask óyle mi?
Onun tek dedigi: 'Birak kendini, koy gitsin! HZ ŞEMS
ya Rabbi sonsuz hamd yalnız sanadır yarattığın tüm zerreler adedince sana ve efendimize sav e hamdü senlara olsunn.
ne olur Mevlam şu kasvetli kederli parçalı bulutlu ruh halinden beni kurtar ve bir daha bu duyguya o kadar uzak olayım ki hatırlamayayım bile mevlammmmm
Allah ım ne olur ona çooook iyi çooook hayırlı bir iş nasib eyle ki , çalışmayı 1 nebze 1 saniye bile ne o ne ben düşünmeyeyim Allah ım şunu anladım ki hiçbirşey istediğin gibi olmuyor hiçkimse hayallerdeki gibi de olmuyor olanla yetineceksin yada sadece kusursuz aşk hayallerde kalıp gidecek ve yalnız yaşlanacaksın anladım ki ve ne yazıkki herşey hayallerde olanla yetinmeye,düz düşünmeye,süssüz cümlelere,odunluklara alışmaktan başka çare olmadığı gibi ne yazıkki...................gerisi.....gerisi sağı sessizlik
ne olur çook mutlu olayım ne olur bir an bile düşünmeyeyim,keşke ile başlayan tümceleri,cümleleri.......
ÇOOOOOK seveyim,çooooook sevsin ,hep sevelim,daima sevelimmmm
ondan başkasını düşünmek mümkün olmasın..amin amin aminnnnnnnnnnnn